23 Nisan’da direksiyon bende!

22.04.2026 - 22.04.2028

Merhaba! Biliyorsunuz 23 Nisan, çocukların benim günüm. O yüzden bu kez her şeyi ben anlatıyorum, siz dinliyorsunuz tamam mı? Ama önce söyleyeyim, başlıktan korkmayın. Gerçek araba kullanmıyorum tabi ki. Annem zaten izin vermezdi. Benim arabam oyuncak ama kurallarım gerçek.

Şimdi sizi benim kurduğum şehre götürüyorum. Yolları mukavva ve bantla ben yaptım, arabaları ben dizdim. Burası benim şehrim, o yüzden kurallar da benim. Hadi başlayalım! Ama öyle hemen gitmek yok. Büyüklerin dışarıda sürekli yanlış yaptığını gördüğüm bazı şeyleri iyice öğrenmemiz gerek.

Önce kemer meselesi

Bak şimdi, arabaya biner binmez gaza basılmaz. İlk iş kemer. Ben hep önce kemeri takıyorum. “Klik” diye ses geliyor ya, işte o çok önemli. Takmazsak ne olur? Bir anda öne gideriz ve hiç de hoş olmaz… Hadi bakalım, taktın mı? Tamam, şimdi gidebiliriz. Güvenlik şakaya gelmez, benim oyuncak şehrimde bile böyle!

Yavaş gitmek daha iyi

Bence hızlı gitmek çok gereksiz. Çünkü etraftaki hiçbir şeyi göremiyorsun. Yavaş gidince ne oluyor biliyor musun? Köşede oturan kediyi görüyorsun, parkta top oynayanları görüyorsun, uçan kuşları görebiliyorsun hatta bazen yerdeki karıncaları bile fark ediyorsun. Ben o yüzden hep yavaş sürüyorum arabalarımı. Zaten yetişmem gereken bir yer yok. Oyun oynuyorum sonuçta. Sen de yavaş git, olur mu?

Işıklara uymak şart

Burada trafik ışıklarım var. Kırmızıysa dur ama böyle azıcık değil, gerçekten dur. Sarıysa hazır ol. Yeşilse geç ama yine de bir bak etrafına. Çünkü bazen başkaları kuralları karıştırabiliyor. Ama biz karıştırmıyoruz, biz dikkatliyiz.

Sinyal vermek lazım, yoksa kimse bizi anlamaz

Bir de şu var… Sinyal. Sağa döneceksen sağ, sola döneceksen sol. Bu kadar basit aslında. Sinyal verince diğer arabalar anlıyor ne yapacağını. Sinyal vermezsek herkes, “Bu şimdi ne yapacak?” diye bize bakıyor.

Yayayı görünce duruyoruz

Bak, burası yaya geçidi. Çizgileri ben çizdim. Biri geçecekse duruyoruz. Bekliyoruz. Çünkü onlar yürüyerek gidiyor, daha dikkatli olmamız lazım. Benim şehrimde yayaya yol vermek zorunlu. Hem bence yayaya yol vermemek hiç doğru değil. Biz koltukta oturuyoruz sonuçta, onlar ayakta bekliyor.

Telefonu elimizden bırakıyoruz

Araba sürerken telefona bakmak mı? Asla! Arabadayken gözün yolda, elin direksiyonda olacak.

Bizde korna yok

Gerçekten yok. Çünkü çok ses çıkarıyor. Kafam şişiyor. Onun yerine bekliyoruz. Biraz sabrediyoruz. Hem korna ne için biliyor musun? Öndeki araba gitmiyor diye düt düt yapıp insanları kızdırmak için değil. Korna, “Dikkat et, ben buradayım!” demek için. Benim şehrimde kimse kimseye kızmıyor, herkes birbirine yol veriyor. O yüzden kornaya da gerek yok.

Paylaşmak için lütfen aşağıdaki ikonlara tıklayınız: