UYGULAMAYI AÇ
Otomobil endüstrisi uzun yıllar boyunca “herkes için” tasarım yaptığını savundu. Ancak teknik standartlara ve zaman içinde gelişen uygulamalara bakıldığında bu “herkes”in çoğu zaman ortalama ölçülere sahip bir erkek bedeni üzerinden tanımlandığı görülüyor. Direksiyonun konumundan pedal mesafesine, emniyet kemerinden hava yastığı ayarlamalarına kadar birçok detay onlarca yıl boyunca bu varsayım temel alınarak geliştirildi. Ama elbette bu durum yalnızca temsil meselesi olmanın ötesinde doğrudan güvenlik, ergonomi ve eşitlik meselelerine de dokunuyor.
Çarpışma testlerinin “ortalama” insanı
Otomobil güvenliği alanında Avrupa’da faaliyet gösteren Euro NCAP ve Amerika Birleşik Devletleri’nde standartları belirleyen NHTSA gibi kurumlar araçların çarpışma performansını test ederken uzun yıllar “50 persentil erkek” ölçülerine sahip mankenleri baz aldı. Bu ölçü yaklaşık 1,75 metre uzunluğunda ve 75-80 kilogram ağırlığında bir erkek bedenine tekabül ediyordu. Kadın mankenler ise çoğu zaman erkek modelin sadece küçültülmüş bir versiyonuydu. Örneğin Euro NCAP’ın yetişkin araç kullanıcılarını temsil etmek için kullandığı Hybrid III mankeninin 5 persentil modeli küçük bir kadın yolcuyu temsil etmek üzere tasarlanmıştı ancak bu manken de büyük ölçüde 1970’lerden beri kullanılan erkek mankeni temel alan, onun boyutlarının sadece biraz daha küçültülmüş haliydi. Oysa ortalama kadın ve erkek bedenleri arasındaki fark yalnızca boy ve kilodan ibaret değil. Boyun kas yapısı, pelvis anatomisi, oturma pozisyonu tercihleri ve kemik yoğunluğu gibi faktörler de aslında çarpışma anındaki yaralanma riskini doğrudan etkileyen unsurlar.
Bu farklılıklardan dolayı Volvo’nun çalışmaları kadınların aynı şiddetteki kazalarda kırbaç etkisine daha fazla maruz kaldıkları için boyun yaralanmalarına erkeklere göre daha yatkın olduğunu ortaya koyuyor. ABD’de yapılan kapsamlı analizlerde de kadın sürücülerin ciddi yaralanma riskinin erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu belirtiliyor. Örneğin Virginia Üniversitesi’nin 2019 yılında yaptığı bir araştırma kadınların erkeklere göre trafik kazalarında yaralanma olasılığının yüzde 73 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Bu farkın nedenlerinden birisi arabalardaki güvenlik sistemlerinin uzun süre erkek fizyolojisini kıstas alınarak ayarlanmış olmasıydı. Öte yandan ABD Kara Yolu Güvenliği Sigorta Enstitüsü’nün 2021 yılında yaptığı başka bir araştırma kadınların daha küçük ve daha hafif araçlar kullanma eğiliminde olduklarını ve bunun da yandan çarpışma ve önden çarpışma kazalarında kadınların çarpılan aracı sürme olasılıklarını erkeklere kıyasla artırdığını ortaya koyuyor ki bu tarz kazalarda çarpan araçtaki sürücünün yaralanma riski çarpılan araca göre daha az oluyor.
Oldukça geç adımlar olsa bile 2020’li yıllarla birlikte daha gerçekçi kadın çarpışma mankenlerinin geliştirilmesi ve dijital simülasyonlarda farklı beden tiplerinin modellenmesi yönünde adımlar atılmaya başlandı. Son yıllarda hem Avrupa’da hem ABD’de güvenlik regülasyonları da güncellenmeye tabi tutuluyor. Euro NCAP yeni test protokollerinde farklı boy ve kilo aralıklarını içeren değerlendirmeleri artırdı. Dijital insan modelleri sayesinde artık farklı cinsiyet ve fiziksel özelliklere sahip sürücüler için çarpışma senaryoları simüle edilebiliyor. Bu gelişmeler “ortalama insan” varsayımının yetersizliğini kabul eden yeni bir dönemin işareti.
Ayrıca otomobil reklamcılığında erkeklikle özdeşleştirilmiş güç, hız ve performans vurgusu sektörün kültürel kodlarını da şekillendiren bir başka boyut. Oysa günümüzde araç kullanımında kadın sürücü oranı oldukça yüksek ve bu açıdan kadınların da karar verici bir rolü söz konusu. Dolayısıyla kullanıcı profili çeşitlenmişken tasarımın tek tip kalması ciddi bir çelişki yaratıyor.
Tasarım masasında kimler vardı?
Otomotiv mühendisliği 20. yüzyıl boyunca büyük ölçüde erkek egemen bir alan olarak şekillendi. Ama bu durum elbette kadınların katkı sunmadığı anlamına gelmiyor, aksine birçok temel yenilikte kadın mühendis ve mucitlerin imzası var. Örneğin 1903 yılında Mary Anderson tarafından patenti alınan cam sileceği bugün vazgeçilmez bir araba aksamı. Anderson’ın icadı başlangıçta gereksiz bulunmuş ve ticari başarıya ulaşması zaman almış olsa da bugün arabaların temel bir parçası.
Güvenlik alanında ise özellikle biyomekanik ve travma araştırmaları yürüten kadın bilim insanları çarpışma testlerinin daha kapsayıcı hale gelmesinde önemli rol oynadı. İsveç’te Volvo tarafından 2003 yılında geliştirilen ve hamile kadın bedenini temsil eden sanal çarpışma modeli bu alandaki eksikliği görünür kılan önemli bir çalışmaydı. Ayrıca modern emniyet kemeri sistemlerinin ve çocuk güvenlik koltuklarının ergonomik gelişiminde de kadın araştırmacıların ciddi katkıları bulunuyor. Örneğin Gertrude Muller çocuklar için güvenli araç koltuklarının üretiminin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor ve bu tür tasarımların erken dönemde geliştirilmesi çocuk yolcu güvenliğinin bugünkü standartlara ulaşmasında temel teşkil ediyor. Ya da Alissa Chavez’in tasarladığı, otomobilde unutulan çocukların fark edilmesine yönelik sensör ve uyarı sistemleri bu modern güvenlik teknolojilerinin gelişiminde kadınların katkısının başka bir örneği.
Paylaşmak için lütfen aşağıdaki ikonlara tıklayınız: