UYGULAMAYI AÇ
Yaz geldiğinde eşyaları bagaja yükleyip uzun bir seyahate çıkmanın heyecanı başkadır. Güzel bir albüm açılır ve yola çıkılır, görünürde her şey yolundadır. Hava güneşli, yollar kuru, aracın bakımları tam… Ancak yaz sıcaklarında yapılan uzun yolculuklarda sürüş güvenliğini sessizce tehdit eden ve genellikle son ana kadar fark edilmeyen bazı riskler söz konusu. Uzun yol güvenliği yalnızca trafik kurallarına uymaktan ibaret değil. Yaz aylarının getirdiği sıcak hava, herkesin tatile çıktığı dönemlerde özellikle yoğunlaşan trafik ve değişen yol koşulları sürücülerin dikkatini ve aracın performansını beklenmedik şekillerde etkileyebiliyor.
Erimiş asfalt yollar
Kışın gizli buzlanmayı hepimiz biliyoruz. Peki, yazın da benzer bir risk olduğunu biliyor muydunuz? Aşırı sıcaklarda asfaltın yapısındaki bitüm, yani zift eriyerek yüzeye çıkar. Özellikle yol yapım çalışması olan veya eski asfalt kaplı güzergahlarda yolun yüzeyinin bir anda ayna gibi parlamaya başladığını görmüşsünüzdür. Hava güneşli ve zemin kuru olduğu için sürücüler bu değişimi fark etmekte gecikebilir. Oysa eriyen zift, lastiğin yola tutunma kabiliyetini ciddi oranda düşürür. Bu parlamaları fark ettiğiniz an hızınızı yavaşça düşürmeli, ani direksiyon hareketlerinden ve sert frenlerden özenle kaçınmalısınız.
Mikro uyku ya da otoyol hipnozu
Uzun ve özellikle düz yollarda güneşin yakıcı etkisiyle klimanın sağladığı serin konfor birleştiğinde beynimiz otomatik pilota geçebilir ve bu durum “otoyol hipnozu” olarak da bilinen, çevresel uyaranların azalmasıyla ortaya çıkan zihinsel monotonluk hissini beraberinde getirebilir. Monoton yol manzarası ve motorun sabit sesi, sıcağın getirdiği rehavetle birleşince sürücünün farkında olmadan içinin geçmesine ya da tepkilerinin yavaşlamasına neden olabilir. Bu mikro uyuklama durumunda sürücüler genellikle uyuduklarını kabul etmezler ama gözleri açık olsa bile beyin görsel verileri işlemeyi yavaşlatmıştır. Bu nedenle asla “Ben yorulmam…” deme hatasına düşmeyin, 2 saatte bir mutlaka mola verip araçtan inin, birkaç dakika yürüyerek toparlanıp kendinize gelin.
Lastiklerdeki kılcal çatlaklar
Hava sıcaklığı 35 °C olduğunda direkt güneş altındaki asfaltın sıcaklığı 60 °C’nin üzerine çıkabilir. Bu durumda sürtünmenin de etkisiyle lastik içindeki hava ısınır ve genleşir. Yola çıkmadan önce lastikler soğukken basıncı kontrol etmiş olsanız bile sürüş esnasındaki bu ekstrem sıcaklık artışı hissettirmeden ilerler. Bu durum da önceden aşınmış veya mikroskobik hasar almış lastiklerin yüksek hızda aniden patlamasına zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla bu riskten korunmak adına yola çıkmadan önce lastikteki muhtemel kılcal çatlaklar kontrol edilmeli, molalarda ise ısınan lastiklerin doğal yolla soğuması beklenmeli.
Parlama ve optik yanılsamalar
Yazın güneşin tam karşıdan veya dik açıyla geldiği saatlerde ön camdaki hafif bir toz tabakası bile ışığı kırarak görüşünüzü anlık olarak sıfırlayabilir. Ayrıca karşıdan gelen araçların kaportalarından ya da yol kenarındaki bariyerlerden yansıyan şiddetli ışık da gözü ciddi şekilde etkileyip yoldaki şeyleri fark etmeyi zorlaştırabilir. Bu tarz anlık yaşanan körlükler saliseler sürse bile yüksek hızla gidilen yollarda hayati risklere gebe.
Olası yanıcı maddeler
Araç içinde bıraktığımız şişeler veya deodorant ve çakmak gibi yanıcı maddeler direkt güneş ışığı aldığında adeta bir mercek görevi görüp saniyeler içinde 100 °C’nin üzerinde sıcaklık üreterek alev çıkarma riski taşıyor. Bu nedenle araçtan ayrılırken şişeleri veya yanma ihtimali olan şeyleri koltuk üstlerinde bırakmamak; torpido veya bagaj gibi doğrudan güneş almayan alanlarda muhafaza etmek bu riski ortadan kaldırabilir.
Paylaşmak için lütfen aşağıdaki ikonlara tıklayınız: