UYGULAMAYI AÇ
Yaz tatili seyahatlerinin en güzel taraflarından biri, nereye gittiğiniz kadar kiminle yola çıktığınızdır. Hatta, “İnsan yolda tanınır.” bile denir. Kalabalık bir aileyle çıkılan tatilde de arkadaş grubuyla yapılan uzun bir yolculukta da herkes kendine özgü bir huyu, alışkanlığı ve yolculuk tarzını taşır yanında. Biri klimayı sonuna kadar açmadan duramaz, diğeri klimaya katlanamaz; biri yol boyunca müziğin emanet edileceği kişi olmak ister, bir diğeri daha yolun başında bir sonraki molayı planlamaya başlar… Bir yolculuğu eğlenceli ve unutulmaz yapan da biraz bu. Yani aynı arabada birbirinden tamamen farklı karakterlerin, alışkanlıkların ve renklerin bir arada olabilmesidir.
Klimayı asla kapatmayanalar
Bu kişiler için yolculuğunun en önemli kuralı bellidir: Klima mutlaka açık olacak. Dışarıda hava kaç derece olursa olsun, araçtaki diğer yolcular, “Biraz üşüdük…” ya da “Klimayı biraz kısabilir miyiz?” demeye başlasa bile onlar için asla henüz yeterince serin değildir. Aracın içini buzdolabı gibi yapmadan içleri hiç rahat etmez.
‘Camı açsak yeter’ciler
Bir de klimayı hiç kapatmayanların tam zıddında yer alanlar, klimaya uzanan bir el gördüklerinde hemen araya girenler var. “Camı açsak olmaz mı?” onların karakteristik cümlesidir adeta. Klimanın hasta edeceğinden korkmaktan belki de onlara göre sıcakla başa çıkmanın en makul ve de en doğal yolu camı sonuna kadar açmak çünkü. Dışarıda hava 35 dereceyi bulsa, içerdekilerin saçları rüzgardan birbirine girse ve klimayı açmayı rica etseler de bundan taviz veremezler.
Bagajı adeta çantasına sığdıran tedarikli yolcular
Bu yolcuların çantasında yolculuk boyunca ihtiyaç duyulabilecek neredeyse her şey bulunabilir. Atıştırmalık mı lazım? Elbette. Islak mendil? Olmaz mı, tabii ki var. Şarj kablosu, yedek pil, yara bandı, sakız, küçük bir makas, güneş kremi… Çantanın içinde ne olduğunu kendileri bile tam olarak bilmiyor olabilir ama ihtiyaç duyulan şey her neyse birkaç saniye içinde oradan bir yerden çıkacağı kesin.
Navigasyonla kişisel husumeti olanlar
Aracın navigasyonu, “300 metre sonra sağa dönün.” der demesine ama bu kişiler büyük bir öz güvenle aksini söylemeye bayılırlar. Çünkü navigasyon ne kadar doğru söylerse söylesin onların kendi yol bilgilerine güvenleri her daim daha fazladır. Kesinlikle oradan daha önce geçmişlerdir veya oranın başka bir kestirmesini biliyorlardır. Bazen gerçekten haklı da çıkarlar, bazen de birkaç kilometre sonra herkesi aynı yoldan geri dönmek zorunda bırakabilirler. Sonuç ne olursa olsun, bu karakterlerin navigasyonla aralarında bir husumet olduğu kesin.
Playlist DJ’leri
Yolculuğun müziklerinden sorumlu bu kişiler kendilerini yalnızca şarkı açan biri olarak görmezler, aracın ruh halinden ve modundan da sorumludurlar aynı zamanda. Hangi şarkının ne zaman çalacağı, hangi türün ne kadar dinleneceği ve hangi parçanın “yol şarkısı” kategorisine gireceği konusunda kafaları oldukça nettir. İlk başta herkesin sevdiği şarkıları bulmaya çalışsalar da birkaç saat içinde mutlaka birileri başka bir şey istemeye başlar. Eğer naz geçirilen biriyse listesine müdahale edilmesine açık olabilir, kimseyi kırmaz. Ama kimi listesini canı pahasına değişmeden korumaya ant içmiş gibi davranır.
Yolculuğun sabırsızları
Yola çıkılır çıkılmaz gözünü saate ve navigasyona diken bu karakterler için yolculuğun en önemli sorusu bellidir: Daha ne kadar var? Yol boyunca farklı versiyonlarla tekrar tekrar sorulur bu soru: “Kaç kilometre kaldı?”, “Ne zaman varırız?”, “Daha çok var mı?”… Bir yandan da yol tabelaları kontrol edilir. Kaç kere cevap verilmiş olursa olsun, hedefe varana dek aynı soru yeniden gelecektir.
‘Ben uyursam sen yorulursun’ deyip yarım saatte sızanlar
Yola çıkmadan önce, şoföre yol arkadaşlığı yapmak konusunda oldukça iddialı gözüken birileri daima vardır. Bu kişiler ilk yarım saat boyunca gerçekten de sohbet eder, oradan buradan konu açarlar şoför uyuyakalmasın diye. Sonra cümlelerin arasındaki sessizlikler uzamaya başlar, bir süre sonra baş cama yaslanır, gözler usulca kapanır ve yolculuğun en tatlı anı başlar, derin bir uykuya geçilir.
Bir sonraki molayı şimdiden planlayanlar
Daha yola çıkalı bir saat olmuştur belki ama bu kişilerden ilk benzin istasyonu görüldüğünde, “Bir mola verelim mi?” sorusu mutlaka gelir. Kahve, su, tuvalet, biraz ayakları açma, bir şeyler atıştırma… Sebebi muhtelif ama gayet makul bir gerekçeleri daima vardır bu kişilerin. Üstelik her seferinde, “Bu kez son!” demeyi de alışkanlık haline getirirler.
Paylaşmak için lütfen aşağıdaki ikonlara tıklayınız: